|
Haberler -
Son Haberler
|
|
Yazar Gök EkiN
|
|
14.05.2008 |
|
Prof. Dr. İlhan Kutluer, Prof. Dr. Yaşar Aydınlı, Yard. Doç. Dr. Ekrem Demirli, Doç Dr. Atilla Arkan, Yard. Doç. Dr. Ayşe Sıdıka Oktay ve Yard. Doç. Dr. Recep Alpyağıl’ın da bildiri sunacağı sempozyum 22-24 Mayıs 2008 tarihleri arasında İstanbul Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
Büyük filozofumuz İbn Sînâ, 22-24 Mayıs 2008’de İstanbul’da toplanan Uluslararası Sempozyum ile bir kez daha gündeme geliyor. Bu Sempozyum, ülkemizde düzenlenmiş ve münhasıran İbn Sînâ’yı konu edinen uluslar arası toplantıların üçüncüsü... İbn Sînâ hakkında son yirmi beş yıldır sürdürülen araştırmalar ülkemizde geniş katılımlı yeni bir sempozyum düzenlenmesini bilimsel bir ihtiyaç haline getirmiş bulunmakta. Bu ihtiyacı bir ölçüde karşılamak üzere Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Ankara İslam Felsefecileri Derneği mensuplarının akademik işbirliğiyle İbn Sînâ’nın felsefî ve bilimsel mirasını ele alan bir sempozyum düzenlendi. Organizasyonda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın destekleri ve Kültür A.Ş.’nin içten gayretleri de söz konusu. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 2 |
|
Devamını oku...
|
|
Düşün seli -
Düşün seli
|
|
Yazar Nuri Pakdil
|
|
09.05.2008 |
I
İnsan : aramak için bir kez daha durdu : kurşunimtrak solukların yılgınlığı kaplıyordu ortalığı. Hi hi i ii li li e e li li hi hi. Fi fi fi fi fi fi fi. Ki ki ki ki ki ki ki. Mü mü mü mü mü mü mü mü. Omuz hizasındaydı damlar. Katladı hiddetini : Mehdî bir vakit zaten devamlı kalbinin korunaklarında. Özgürlüğü yaymalı Hi hi i ii li li e e li li hi hi. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 17 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Düşün seli -
Düşün seli
|
|
Yazar Mehmet Candan
|
|
27.04.2008 |
Die Rose ist ohne Warum. Sie blühet, weil sie blühet. Sie achtet nicht ihrer selbst, fragt nicht, ob man sie siehet. Angelus Silesius Martin Heidegger, Leibniz’in formüle ettiği ‘yeter sebep ilkesi’ (principle of sufficient reason) hakkındaki düşüncelerini İngilizce’ye The Principle of Reason olarak çevrilen Der Satz vom Grund adlı eserinde dile getirir. Heidegger her şeyi bir nedene bağlayan bu düşünceye karşı Angelus Silesius’un bir şiirini alıntılayarak farklı bir yorum geliştirir. Silesius’un meşhur şiiri şöyledir: Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 34 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Şiir -
Şiir
|
|
Yazar Yunus Nadir Eraslan
|
|
10.04.2008 |
|
Ne olur alma elimden
Bir tek bu mısra kalsın Yeter Yani dilini… Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 59 |
|
|
Deneme -
Deneme
|
|
Yazar ali ömer akbulut
|
|
25.03.2008 |
Arapçada lale ve Allah lafzı aynı harflerle yazılır ve ebcedi değerleri de aynıdır. Bu yüzden önemlidir ve hilkati temsil eden en güzel çiçek kabul edilir. İşte bundandır şair şöyle der: Mazhar-ı ism-i Celâl olmasa hakkâ lâle Bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lâle Lale yaratılışı temsil etmesi yönüyle aynı zamanda Yunus’un işaretine istinaden yaratılana sevgi ve şefkatin [siz ona barış da diyebilirsiniz] de sembolüdür. Laleyle aynı kökten gelen eğlal bağlılık anlamı taşır ve teslimiyet ifade eder. Buna bağlı olarak hemen hatırlanmalıdır ki lalenin şekli de elif misalidir, tabii ki Tevhidi anlatır. Elif deyince aşk hatıra gelmez mi; aşığın vazgeçilmez yaranıdır lale. Bütün alemin güzelliğini taşır üstünde lale: Yoktur bu âb u tâb ne mihr ü ne jâlede İzhâr-ı kudret eylemiş Allâh şu lâlelede Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 98 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Düşün seli -
Düşün seli
|
|
Yazar Ragıp Ege
|
|
09.03.2008 |
|
DERRIDA Jacques (El Biar 1930 Paris 2004) Jacques Derrida’nın yapıtı, Emmanuel Levinas’ın düsünür için yazdığı “Bambaska”(“Tout autrement”; Gönderme yapılan kaynakların tam referansları için yazının sonunabakınız) adlı metinde, felsefe tarihi konusunda dile getirdiği gözlemi her açıdan kanıtlayan biryapıt: “Felsefe tarihi, belki de, düsünme güçlüğünün giderek artan bilincinden baska bir sey değil” (s.16). Bir açıdan (ileride bu kısıtlamanın nedenini açıklamaya çalısacağız), Martin Heidegger’in “Düsünme Ne Diye Çağırılır?” (Was heisst Denken?) adlı yapıtının ünlü önermesine de çok uygun düser Derrida’nın yapıtı: “Bizim [bu] düsündürücü zamanımızda(bedenklichen Zeit) en çok düsündürücü olan (das Bedenklichste) henüz (noch nicht)düsünmediğimizdir (denken)”. Almanca bedenklich sıfatı gibi türkçe “düsündürücü” sıfatının da çift anlamı var: hem düsünceye davet eden hem de endise veren, tedirgin eden. Gerçekten de tedirgin edici, endise verici metinler Derridan’ın metinleri. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 120 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 16 Toplam: 76 |